Visitor:

About ALF > Worldwide Actions > Turkey > Turkish Translations of AR - FAQs

MARGARET SETTER /TOM REGAN RÖPORTAJI (INTERVIEW)

Bu rahatsız edici durum yeni kitabının zamanlamasını etkiledi mi? Belki yapısı ve bi�imini de ? (Kitabında 2004’te basılmasından sonra ABD askerleri 2000den fazla insanı �ld�r�rken kamuoyunun savaşa karşı bir tavır geliştirdiği g�zlemleniyor).

Irak’taki savaş Yunan mitolojisindeki o �ok başlı Hidra’ya benziyor. Hidra’nın bir başını keser kesmez başka bir tanesi �ıkıyordu. Savaşta ise, g��lerimizin orada olmasına dair yanlış bir sebebi ifşa eder etmez yerine başka bir yanlış sebep ge�iyor. Bu anlamda Irak’taki savaş ve hayvanlara karşı y�r�t�len savaş aslında aynı şey.

Burada (kendimi sadece ABD’yle sınırlandıracağım) şunu kastediyorum: h�k�met yani onun kanunları ve g�c� hayvan s�m�r�s�n� m�mk�n kılıyor. End�strilerin hayvanlara taş ya da tuğlaymış gibi davranmasını, sıradan basit birşeymiş gibi davranmasını meşru hale getiriyorlar.

Hem h�k�met hem de hayvan s�m�r�s� end�strileri aynı dili konuşuyor: hayvanlara “insancıl” davranmak gerekiyor. “İnsancıl” kelimesi ortak kelime burada. Yani merhametle, dikkatle, nezaketle, sempati ve şefkatle davranmak anlamına geliyor. End�striler b�yle davranmak zorunda değil mi? Yoksa h�k�met yaptıkları şeyi durdururdu, �yle değil mi?

Hayvan Hakları savunucuları bunun sa�ma sapan bir şey olduğunu iyi biliyor. Dirikesim end�strisinde hayvanları paralize etmek, boğmak, yakmak hayvanlara insanca davranmak anlamına geliyor işte. Ger�eğe duyulan saygı pencereden u�up gitmiş durumda.

Irak’taki savaş ve hayvanlara karşı y�r�t�len savaş: ikisi de aynı. Yanlış sebepler mevcut ve yanlışlığı ortaya �ıkınca yerine başka bir yanlış sebep konuluyor.

Bu y�zden, evet, Irak savaşından dolayı h�k�mete olan g�vensizliğimin aynısını Empty Cages (kafesler Boşalsın) kitabını yazarken de hissettim.

Kitabınız heryerdeki ortalık karıştırıcılara adanmış. 1. B�l�mde d�nyanın insanlar hayvanlara saygıyla davranmayı �ğrenir �ğrenmez nasıl değişeceğinden s�z ediyorsunuz, yani onların etlerini yemekten, k�rkleri i�in yetiştirmekten, eğlenmek i�in onları eğitmekten vb. den vazge�tiğimizde d�nyanın değişeceğini s�yl�yorsunuz. Şuanki durumda diyalog ve tartışma ortamının a�ılma olasılığı hakkında ne kadar iyimsersiniz?

Benim İrlandalı olduğumu hatırlamanız lazım, yanı ben daima viski bardağımın yarısını dolu g�r�r�rm. Hayatımın son 35 senelik b�l�m�nde eşim ve ben hayvanhakları m�cadelesinin bir par�ası olduk, ve saymaya kalksam sayamayacağım kadar �ok olumlu değişmelere tanık olduk. Her Allahın g�n� başka gruplara kıyasla hayvanlar şiddete maruz kalıyor. Ne yazık ki hayvanları insan gaddarlığından kurtarmak i�in �n�m�zde seneler var. Ama 1970lere kıyasla bug�n bu hedefime daha yakın durumdayız. Bunun meydana gelmesini sağlayan şey hayvan hakları eylemcileridir.

“Hayvanlara iyi davranmak yetmez”, “zul�mden uzak durmak yetmez”. Hayvanları nasıl s�m�r�rsek s�m�relim “hayvan hakları ger�eği boş kafesler olsun istiyor, yoksa daha b�y�k kafeslerin yapılması değil ��z�m; reform değil k�leliğin tamamen yok edilmesi”. Yeni refah�ılık” �nvanı sizce hayvan hakları i�in m�cadele ettiğini s�yleyen grupların taktiklerini ve stratejilerini uygulamak anlamında ne kadar ge�erli bir unvan? Bu dikotomiye bakışınız nedir?

Ben resimlerle d�ş�nmeyi severim. Şunuhayal edin: hayvanların yaşadığı zul�m bir duvardır, hem uzun hem y�ksek. Hayvan hakları eylemcilerinin bu duvarı yıkma şansı yakın zaman i�erisinde m�mk�n değil. Ama bizler duvarı kısım kısım yıkabiliriz, tuğla fırlatabiliriz. Sirklerde ve hayvanat bah�elerinde fil bulundurmaya son verebiliriz. Su “park”larında yunus ve orka bulundurmayabiliriz. Tazı yarışlarına, boğa g�reşlerine, hayvanlarda uygulanan toksisite teslerine, “mulesing”e, konserve avlara son verebiliriz. Bu liste kolaylıkla genişletilebilir. Bu listedeki her madde k�leliğin ağır ağır durdurulması adını verdiğim bir şeyi temsil ediyor. Hayvanların s�m�r�ld�ğ� spesifik yolları engelliyoruz. Onların daha b�y�k kafeslere konulması i�in �alışmıyoruz. İşte “bir tuğla atarak” hayvan s�m�r�s�ne son verebiliriz derken kastettiğim şey bu aslında. İşte bu noktada hayvan hakları eylemcileri en b�y�k politik eforlarını ortaya koymalı.

Avustralya’daki hayvan hakları hareketi Amerika’yla karşılaştırılınca minicik kalıyor. Ancak Hayvan �zg�rl�ğ� 1976daki kuruluşundan beri s�rekli olarak fabrika �ift�iliğine son verilmesi i�in kampanyalar d�zenledi. 1990’dan beri �yelik sistemini �ekip �eviren kişi olarak size şunu s�yleyebilirim ki baskın �ıkan fakt�rler karşısında y�r�t�len bu uzun m�cadeden bir�ok insan hayal kırıklığı yaşıyor. Sizce k���k reformlar, zorlukla kazanılmış olsalar da var olan �yeleri ve yeni insanları hareket �ekmek i�in �nemli değil midir?

Empty cages kitabını yazmamdaki bir sebep de hayvan hakları i�in yeni insanların dikkatini �ekebilmekti. Umarım bu kitap hayvan hakları eylemcilerinin s�z konusu hayvan hakları olunca meseleyi bir t�rl� anlamayan kendi ailelerine ve arkadaşlarına vereceği t�rden bir kitap olur. Ayrıca bu kitabı tecr�beli hayvan hakları eylemcileri i�in de yazdım belki kitabı okurken m�cadelelerine devam etmek i�in gereken motivasyonu bulabileceklerdir. Sayı meselesi de �nemli. Eğer az da olsa ger�ek�i davranırsak hareketimizin ileriye gitmediğini anlamak zor olmaz, geriye gidiyorsa o ayrı ama, �ok az insan hayvan hakları meselesini bir ger�eklik haline getirmek istiyorsa sayı �nemli bir konu.O y�zden evet, her anlamıyla, davamız i�in yeni insanlar kazanalım. Ama bunu yaparken halihazırda sahip olduğumuz eylemcileri kaybetmeyelim!

Kitapta bunu yapmanın belli yollarından bahsediyorum. Burada da birka� tane ekleyeyim. Şu andaki eylemcileri motive etmek i�in ger�ek�i hedefler se�mek ve onları başarmak gerekiyor. Kaybetmektense kazanmak gerekiyor. Eğer bana fabrika �ift�iliğini yok edemediğinizi s�ylrseniz benim cevabım (bunu dostane birşekilde s�yl�yorum): elde edilmesi daha kolay bir şey se�in, o şey fabrika �ift�iliğiyle alakalı bir şey olsun, b�t�n fabrika �ift�iliğini yok etmek gibi bir hedef olmasın. Mesela gagaların koparılmasını se�in, kuyruk koparılmasına son vermeyi se�in. Bir seferde bir tuğla fırlatarak sistemi yıkın. Başarmak kadar başarılı olan bir şey yoktur. Eğer ger�ek�i olmayan hedefler se�ersek kaybederiz. Eğer kaybedersek, eylemciler hareketi terkedecektir. Bu her zaman meydana geliyor.�yleyse…? Ger�ek�i, ağır ağır bu k�leliği yıkacak hedefler se�in. Kazandığımızda (kazanacağız da) eylemciler kalacaktır, gitmeyeceklerdir.

Bir diğer Hayvan �zg�rl�ğ� kampanyası ise sirklerin kapatılmasına y�nelik bir �alışma. S�rekli �alışmaların sonucu olarak kazanılan yasal değişiklikler 1996’dan beri aslanların ve primatların g�receli bir kafes genişliğinden faydalanmasını sağlama alıyor. Fillerin g�n i�inde zincire bağlanmaması gerekiyor. Veganizmi hayvan hakları hareketinin merkezi konusu haline getirmek sizce bu davaya yapılacak en b�y�k iyilik olur muydu? (bizler de veganizmi broş�rlerle destekliyoruz).

Bizim hareketimiz bir �ok elin, bir �ok k�reğin aynı y�nde �aba g�stermesiyle başarı kazanan bir hareket. Kampanyalar arasındaki �eşitlilik elbette kuruluşunuz genel bir yaklaşımı benimsemişse iyi bir şey. Elbette sadece bir davanın peşine d�şm�şseniz (mesela, dirikesim veya k�rk end�strisi gibi) o zaman kampanyalarınızın kampsamının daha k���k olması normaldir.

Esas alakamız ise gruplarımızı b�y�terek aslında hareketin b�y�mesini sağlamak olmalı. Bence oturup herkes ka� �yesi var ciddi ciddi saymalı. Ardından diyelim ki d�rt ay i�erisinde �ye sayımızı artırmak d�ş�n�lmeli. Sonra d�rt ay sonra bakalım ne t�r gelişmeler olmuş diye bakmak, nelerin işe yarayıp yaramadığını analiz etmek diye bakmak lazım. Sonra yeniden d�rt ay i�in yeni bir hedef se�ip uygulamak sonra yeniden d�rt aylık bir hedef se�mek ve b�yle devam etmek. Ağırlığımızı etrafa hissettirmeden �nce merkezimizi g��lendirmek zorundayız.

Şu andaki hayvan hakları savunucularını Norman Rockwell Amerikalıları diye �nemsiyorsunuz, �lkeyi kuran atalarınızdan yana bir tavır koyuyorsunuz. Bu tavır 70lerdeki �zg�rl�k hareketlerinin tavırlarından �ok farklı. 1970lerden beri etrafa �ıkmış militan dindarlık bi�imleri hakkında ne d�ş�n�yorsunuz?

Ben kendi ilhamımı Gandi ve Martin Luther King’den alıyorum. Yani, şiddet i�ermeyen kampanyalar d�zenlemekten yanayım, şiddet i�ermeyen doğrudan eylemleri de destekliyorum. Bu tabii kendilerine karşı �ıktığımız insanlara fiziksel saldırılar yapmayı i�ermiyor, ya da b�yle saldırılar yapmayla alakalı tehdit etmeleri de i�ermiyor. Ve elbette bu t�rden m�lke zarar vermeyi i�eren b�y�k �l�ekli saldırıları da i�ermiyor, kundaklamaları ve benzerlerini.

Bazı hayvan hakları savunucularının hi�bir hissedebilen varlık zarar g�rmediği i�in kundaklamayı bir şiddet eylemi olarak g�rmediğini biliyorum. Birilerinin yaralanıp yaralanmaması bir yana m�lke zarar veren b�y�k �l�ekli eylemler de şiddet eylemleridir.

Bunu s�ylerken aslında Gandi’nin veya Martin Luther King’in s�ylediklerini, Nelson Mandela’nın s�ylediklerini tekrar etmiş oluyorum. Diğer hayvan hakları savunucuları elbette dilediklerini s�ylemekte �zg�rler. Ancak b�y�k �l�ekli m�lk yıkımına “şiddet i�ermeyen doğrudan eylem” demeye devam ettikleri s�rece onları kimsenin dinlemeyeceğini, kimsenin onlara inanmayacağını bilmeleri lazım.

Bu y�zden evet, savunduğum hayvan hakları eylemciliğinin ge�mişte k�kleri olduğunu d�ş�n�yorum-Gandi’de, Martin Luther King’de, 70lerin savaş karşıtı bazı eylemcilerinde. Elbette bu �abaları �evreleyen militan eylemciler mevcuttu o zaman da. Mesela Siyah Panterleri sayabiliriz.

Hayvan hakları ile ne kastedildiğini �yle g�zel a�ıkladınız ki bu sizi haklı birşekilde �nl� yaptı. Jeffrey Masson , Empty Cages kitabınızı “hayvan hakları konusuna hakkında yazılmış en iyi giriş” diye tanımlıyor. Hayvan haklarında “bir hayat �znesi olma” şeklinde �zetlenen ahlaki durum b�t�n zamanlar ve b�t�n yerler i�in ge�erli mi sizce?

Ben eski kafalıyım denebilir. Aslında bazı ger�eklerin b�t�n zamnlar ve yerler i�in ge�erli olduğuna inanıyorum. Mesela matematik ve fizik ger�ekleri gibi. Ama ayrıca bazı ahlaki ger�eklerin şu karakteri olduğunu da d�ş�n�yorum: b�t�n zamanlar ve b�t�n yerler i�in ge�erli oluyorlar. Mesela, sırf zevk i�in birisine zarar vermek yanlıştır, birisine tecav�z etmek yanlıştır, masumları �ld�rmek yanlıştır. Bence b�ylesi ahlaki ger�ekler listesi bayağı bir uzun. Bu postmodern zamanlarda benim gibi birisi herhalde Aydınlanma d�neminden kalma birisi gibi g�r�nmeli. Ama işte ben buyum, yamuk yumuk birisi.

Şimdi hayvan haklarında hayvanların ahlaki stat�lerinin bir hayat �znesi olup olmamasına bağlı olması ya da bu teklifin b�t�n zamanlar i�in ge�erli olup olmaması meselesine gelince bunu s�ylemek benim i�in �ok zor ger�ekten. Yani, objektif bir karar vermem zor. Bu y�zden s�ylediğim şeylerin yıllar sonra da ger�ek olacağını �mit ediyorum diyelim. Dahası elbette �ok sayıda insanın da bu ger�ekleri kabul edip ona g�re yaşayacağını �mit ediyorum. Hem hayvanlar hem de bizler i�in.

Hayvan haklarının koz olduğunu s�ylerken bri� oyunuyla bir analoji kuruyorsunuz. O �ok �nl� Tuskegee �alışmasında kanıtlanan iktidar disparitesine bakarak d�ş�n�rsek, yoksul siyah adamlar haklarını bir hayatın �znesi olarak nasıl talep etmiş olabilir ki? Acaba siz doktorların” azınlığına haklarına karşı �oğunluğun iyiliğini koruduğunu” s�ylerken fazlasıyla m�şfik davranmış olabilir misiniz? Jeremy Bentham “daha az �st�nl�k prensibi” dediği şeye kendisi karşı koymamış mıydı?

Benim g�stermeye �alıştığım şey, araştırmacıların suistimal ettiği siyahların neden haklara sahip olduğu ve araştırmacıların da neden bu hakları �iğnediğidir. Siyahların haklarına sahip �ıkamayışı veya (belki) haklara sahip olduklarını anlamamaları: işte bu d�ş�nceler bu korkun� tedavinin trajedisini daha da artırıyor.(Tuskeegee �alışması 1932-1972 yıllarında arasında y�r�t�ld�, 399 yoksul, Afro Amerikalı ortak�ının hastalık tedavi edilmezse frengi hastalığının ne hal alacağını g�rmek i�in yapıldı. Ancak bu �alışma b�y�k tartışma yarattı; ��nk� hastalar yeterli bilgiyle donanmamıştı, rızaları alınmamıştı, sadece kanlarının k�t� olduğu ve bedava tedavi g�rebilecekleri s�ylenmişti . �alışma boyunca doktorlar doğru ila�ları kullanmadılar, bu 399 hasta insan 201 sağlıklı insanla karşılaştırıldı, 1972de haber basına yansıyınca �alışma 40. Yılında sona erdirildi. Bu ana dek 28 kişi frengiden, 100 kişi de frengiyle alakalı komplikasyonlardan dolayı �lm�şt�. Ayrıca 40 evli kadın da �alışmaya dahildi, 19 �ocuk da doğuştan frengiyle başladılar hayata.)Kuşkusuz, haklarından mahrum edilmiş grup olarak haklarının var olduğunu duyuracak sosyal stat�ye sahip değiller. İşte bu y�zden onları temsil etmemiz isteniyor, aynen terkedilmiş ve istenmeyen �ocuklar davasında olduğu gibi. Doktorlara gelince: onlara karşı biraz fazla m�şfik olduğum doğrudur. Belki onlar yaptıkları şeyi sırf k�t� insanlar oldukları i�in yaptılar, kişisel kazan�ları s�z konusuydu, finansal ya da profesyonel bilemiyorum. Bilmiyorum ve bence kimse bilmiyor. Ben burada farklı bir şeyi işaret ediyorum. Ben bunlar doğru olsa da hepsinin asil bir motivasyonla hareket ettiğini “�oğunluğun iyiliği” amacıyla hareket ettiğini s�yl�yorum; ama yaptıkları yanlıştı evet.

Amerikalı hayvan hakları eylemcilerini Amerikalıların yeniden k�leliğe karşı savaştığını s�ylemelerine katılıyor musunuz, tabii bu sefer s�z konusu olan bir zihin k�leliği; g��l� otoriter kurumların bizleri ve �ıkarları en iyi şekilde eşitlikte ifade edilen sıradan vatandaşları ayırmasıyla alakalı bir durum.

Sanki ben s�ylemişim bunu gibi geldi bana- keşke ben demiş olsaydım. Evet işte benim d�ş�ncemi tanımlayan bir s�zc�k varsa o da anti-otoriter kelimesi. Her otoriter insanın k�t� olduğunu d�ş�nd�ğ�m i�in değil, ya da otoriter eylemlerin adilane olmamasından değil. Daha �ok otoritenin insanlara olan etkisi, d�ş�nceyi ve değişimi sınırlaması ile alakalı bir durum bu. En sevdiğim s�zlerden biri “hayvan �zg�rl�ğ� insan �zg�rl�ğ�d�r” s�z�. Hayvan haklarını savunanlar artık değişim ge�irmiş insanlardır. Hayvan haklarına olan bağlılığımız bizleri değiştiriyor, eskisine g�re bizleri farklı bir insan yapıyor. Bir keresinde “ger�ek �zg�rl�ğ�m�z hayvanları hapse atan varlıklar olmaya son vermemizde yatıyor “ diye yazdığımı hatırlıyorum İnsan hayatı daha zengindir; hayvanlarla olan bağımızı idrak eder şekilde yaşamak daha iyi bir şey. Bir grup olarak, hayvan haklarını savunanların ben de dahil bunu anlatmayı pek de beceremediğimizi d�ş�n�yorum.

Fair Use Notice and Disclaimer
Send questions or comments about this web site to Ann Berlin, annxtberlin@gmail.com