Visitor:

About ALF > Worldwide Actions > Turkey > Turkish Translations

capitalism, abolition, animal liberation.

Cem

YENİ K�LELİK KARŞITI HAREKET: KAPİTALİZM, K�LELİK VE HAYVAN �ZG�RL�Ğ� - Dr. Steven Best

Kapitalizm; emperyalizm, s�m�rgecilik ve uluslararası k�le ticareti, soykırım ve geniş �l�ekli �evresel yıkımla ortaya �ıkmıştır ve bunlar olmadan da var olması m�mk�n olamazdı. �ıkar ve iktidar amacı g�den kapitalizm; bir k�lelik, s�m�r�, sınıf hiyerarşisi, eşitsizlik, şiddet ve angarya sistemidir. K�resel Kapitalist Gulag (gulag=Sovyet �alışma kampı veya hapisanesi), �ncelikle milyonlarca k�lenin işg�c� olarak Afrika�dan ve diğer milletlerden getirilmesiyle başladı, ardından muazzam b�y�kl�kte bir g��men ve yerel iş�inin yepyeni bir sınıf yaratmasıyla, end�stri proleteryasını yaratmasıyla devam etti.

 

Marks�ın g�zlemlediği gibi; zenginliğin toplanması ve yoksulluğun �retilmesi, y�netici sınıfın b�y�mesi ve y�netilenlerin fakirleştirilmesi, Avrupa�nın gelişimi ve s�m�rgelerinin yeterince b�y�yememesi tamamen birbirine bağlı meselelerdir. Bu aleni zıt kutuplar; �ıkar merkezli, s�rekli b�y�mek i�in k�le sınıfına ve ucuz emek g�c�ne ihtiya� duyan s�m�r� sisteminin ka�ınılmaz sonu�larıdır.

Atlantik aşırı k�le ticareti, 1444�te Portekiz prensi Henry Afrikalıları Portekiz�e k�le olarak hizmet etmeleri i�in getirmesiyle başladı. Afrikalılar zaten birbirlerini k�leleştiriyorlardı, ama onlar işg�c� pazarı daha �ok kontratlı k�lelik tarzında birşeydi ve İngiliz Amerikasında karşılaşacakları korkun� olaylarla alakası yoktu. Afrikalı k�lelerin değiş tokuşundan �nce Avrupa ulusları Afrika�yla arkadaşlık ve ticarete dayalı olumlu ilişkiler y�r�t�yorlardı. Bu durum 5.yy�ın ortalarında Afrikalılar altın, �ıkar ve k�le işg�c� sebebiyle ele ge�irildiklerinde sona erdi. Columbus ve İspanya�nın gaddar s�m�r�lerinden belli olduğu gibi, bir �ok Avrupa devleti siyah derili insanlara onların topraklarını, kaynaklarını, işg�c�n� ve birikimlerini elde etmek i�in savaş a�tı.

Daha sonraki birka� y�z yıl boyunca Avrupa�nın �medeniyet� ve �kalkınma� g��leri ve Hristiyanlık, 20 milyon Afrikalıyı evlerinden ve k�ylerinden ka�ırdı. Bu esirleri neredeyse 1000 km boyunca �ıplak ayakla ve demir kelep�elerle bağlı şekiklde y�r�meye zorladılar. Bu k�lelerin yarısı daha gemilere ulaşmadan �ld�, geri kalan bir�oğu da Atlantik�ten Kuzey Amerika�ya giderken 6-10 hafta arası s�ren yolculuk sonucu helak oldular. K�le tacirleri insan kargolarını g�vertenin altındaki cehennem deliklerinde boğulmaya mahkum etti. Siyahlar sıkış tıkış h�crelere dolduruldular, beraber zincirlendiler, sıcaktan, iğren� kokudan ve hastalıktan delirdiler. D�v�ld�ler, zorla beslendiler ve g�verteden denize fırlatıldılar.

Marks, hakkıyla, Avrupa s�m�rgeciliğini end�striyel toplumun ortaya �ıkışından �nce �kapital gelişiminin ilkel safhası� olarak g�rd�. 15.yy�dan 19.yy�a dek k�le ticaretine dayanan Avrupa ekonomileri, End�stri Devriminin nakit ihtiyacını karşıladı ve Amerika�nın İngiltere�den bağımsızlığını kazandığı savaştan �nce ve sonra Amerika�ya g�� verdi. Modern Avrupa�nın g�zkamaştırıcı şehirleri ve rafine k�lt�rleri, milyonlarca k�lenin sırtında y�kseldi, �medeniyet�i de barbarlığa dayanarak inşa edildi. K�leliğin dehşeti, modern kapitalizmin etik ve politik sorunlarının tam merkerzindeydi. 1880�lerde siyahların �zg�rl�ğe kavuşturulmasından 100 sene sonra k�lelik, b�y�k bir tartışma ve m�cadelenin odak noktası olarak yeniden meydana �ıktı, toplum insan k�lelerden hayvan k�lelere doğru bir kayma yaşadı, buna paralel olarak da k�lelik karşıtı hareket de ahlaki evrimimiz ve toplumsal değişim s�reci i�in bir parlama noktası oldu.

Amerikan Demokrasisinin Tuhaf Meyvesi

Amerikan Devrimi Savaşı�ndan �nce ve sonra , Amerika, k�lelere a� bir sistemdi. Avrupai formuyla ulus, feodal ya da kom�nal gelenekler olmadan y�kseldi, İngiliz kapitalist girişimlerinin bir �r�n� olarak doğdu. İngiliz s�m�rgeciler İspanyolların bulduğu gibi altın bulmadığı i�in tarıma y�neldi. Kızılderililerden t�t�n�n kar sağlayan bir �r�n olduğunu �ğrendiler ama, t�t�n� ekmek ve bi�mek bayağı bir fiziksel emek istiyordu. Ucuz fiyatları, sağlam v�cutları ve dayanıklılıkları sebebiyle s�m�rgeciler bu iş i�in İngiliz iş�iler ya da Kızılderililer yerine Afrikalıları tercih etti.

İlk Afrikalılar, Kuzey Amerika kıtasına, 1619 Ağustos�unda, ilk g��menler Mayflower gemisini Massachusetts�e getirmeden bir sene �nce ve İngiliz k�le ticareti New England�da başlamadan onlarca yıl �nce vardılar. Yiyecek karşılığında satın alınan 20 siyah Hollandalı, k�le gemisinden indiğinde ilk Afrikalı-Amerikalı kuşak da Amerika�ya ayak basmış oluyordu. Hen�z ırk�ılık ve k�lelik tarafından par�alanmamış bir topluma katılan siyahlar, İngiliz elitlere s�zleşmeyle bağlı olarak hizmet veriyordu. Bu şekilde stat�leri yoksul beyaz hizmet�ilere eşit durumdaydılar ve hangi ırktan olursa olsun hizmet�iler s�zleşme s�resinin bitiminin ardından �zg�rl�klerini kazanabiliyordu. Beyazlar gibi siyahlar da m�lk edinebiliyor, evlenebiliyor ve oy kullanabiliyordu.

Bu iyi durum 1660�larda daha fazla Afrikalı plantasyon işi i�in ihtiya� artıp da Amerika�ya getirilince dramatik şekilde değişmeye başladı. K�lelik kapitalist b�y�me i�in vazge�ilmez hale geldik�e ve plantasyon ekonomisi t�t�n, şeker ve pamuk �evresinde organize olduk�a, İngiliz s�m�rgeciler Tanrı�nın g�z�nde ve doğal yasalar karşısında kendilerine eşit olanların şiddetle boyun eğdirilmesini meşru hale getirmek i�in ırk�ı ideolojiler inşa ettiler. Esir tutulmalarının ve yolculuklarının perişan koşullarını atlatan Afrikalı erkekler, kadınlar ve �ocuklar damgalandılar, satışa �ıkarıldılar ve siyahların v�cutlarını s�m�rerek, onları �remeye zorlayarak ve onlar �zerinden para kazanarak zengin olan beyaz k�le sahiplerine satıldılar. Duygusal ya da kan bağları g�z ardı edilerek siyah aileler birbirinden koparıldı. Haklardan, onur duygusundan ve insan stat�s�nden ayrı tutulan bu Afrikalı yurttaşlar ve onların ardından bu topraklarda doğan milyonlarca Afrikalı gezegen �zerindeki en korkun� k�lelik sistemi tarafından barbarlığa maruz bırakıldı ve bunun �irkin mirası hala ABD�ye hakim olmaya ve ABD�yi zehirlemeye devam ediyor.

S�m�rgeciler uzaklardaki monarşiden giderek daha bağımsız bir hal aldık�a, İngiliz işgali ve zulm� ağırlığını artırdık�a, İmparatorluk ve onun asi bağlıları arasındaki �ekişmeler - Boston Tea Party- 1773 olayları gibi �rnekleri d�ş�nebiliriz- ka�ınılmaz olarak savaşa d�n�şt�. 4 Temmuz 1776�da Kıta Kongresi Bağımsızlık Bildirgesi�ni benimsedi. Bu bildiride �her insanın eşit yaratıldığı� ve �Tanrı�nın insana ondan alınamayacak haklar� verdiği kabul ediliyordu. Thomas Paine ve Abigail Adams gibi ilerici beyazlarla beraber k�leler Thomas Jefferson gibi bazı s�m�rgecilerin İngiliz h�k�mdarlığına karşı �ıkarken İngiliz monarşisinden �ok daha baskıcı bir sistem i�erisinde hala k�le sahibi olmasının ikiy�zl�l�k olduğunu s�yl�yordu.

Bir �ok siyah kendilerine �zg�rl�k vaat eden İngilizler i�in savaştıysa da, bir �ok siyah da sadece vatan sevgisinden savaşmıştır ve elde edilen zaferde hayati �neme sahiptirler. Savaş 1783�te sona erdiğinde sosyal ilişkiler ve ırksal g�r�şler karman �orman bir haldeydi. On binlerce k�le İngiltere�ye, Kanada�ya, İspanyol Florida�sına ve Kızılderili kamplarına ka�tı. Kuzeyli bir �ok k�le sahibi, �lkenin eşitlik�i g�r�şlerini kucaklayarak sahip oldukları k�leleri azat etti. 1783�te Massachusetts �lkenin k�leliği reddeden ilk eyaleti oldu, 1789�dan 1830�a dek Maryland�in kuzeyindeki b�t�n eyaletler birbirini takip etti. Ancak aynı zamanda k�lelik ekonomik ve politik olarak g�� kazanan G�ney eyaletlerde daha da k�k saldı.

Yeni ulus k�lelik sorunuyla ilgili olarak bir d�n�m noktasına gelmişti, bu meselenin ger�ek anlamı demokratik ve Hristiyan değerlere uygun d�ş�yordu. K�leliği kaldırabilir, asil ideallerine tutunabilirdi ya da Amerikan demokrasisinin değil de Amerikan ikiy�zl�l�ğ�ne bağlı bir esaret sistemi olmayı s�rd�rebilirdi. Trajik olarak, �ıkar sağlama arzusu ahlaki gerekirliklere baskın �ıktı. Kuzey s�rekli olarak G�ney�in k�lelik �ıkarlarını tatmin etmeye �alıştıysa da iki k�lt�r tektonik plaklar gibi birbirinden uzaklara s�r�klendi. Onları savaşa s�r�kleyen ilerici değerleri y�celten tek bir ulus olarak yanyana gelmektense, eyaletler, i�sel �elişkiler y�z�nden 1861�de birbirleriyle savaşa girdi.

K�lelik Karşıtlığının Haykırışı

�zg�rl�ğ� reddedilmiş, adalet yerini bulmamış bir halde hem �zg�r hem de k�le siyahlar beyaz zulm�ne karşı direnişi artırdı. K�lelik karşıtları reform ve ılımlılık taktiklerinden vazge�erek k�lelik sisteminin tamamen yok edilmesi i�in �alışmaya başladı ve b�ylelikle 1830�larda k�lelik karşıtı hareket doğmuş oldu.

K�lelik karşıtlığı; ırk�ılığın ve bunun siyahları insanlıktan �ıkaran etkilerinin eleştirisi �zerine kurulmuştur. ABD k�le pazarında bir insan sadece derisinin rengine bakılarak biyolojik ve doğal olarak olarak beyazlardan aşağı bir mahluk olarak ilan edilmiştir, bu y�zden de hi�bir hakka sahip değildir. B�yle bir sistemde; k�le, insan �znesi olmaktan fiziksel bir nesneye d�n�şt�r�l�r,bir kişi olmaktan �ıkıp bir meta halini alır ve b�ylelikle menkul kıymete indirgenmiş olur. K�lelik karşıtları k�lelik kurumunu şeytani, ��r�m�ş ve insanlığa uymayan bir durum olarak g�r�p esir bulunan hi�bir siyahın, �sahibi� tarafından ne kadar iyi davranılırsa davranılsın, asla, zekaya, onur duygusuna ve yaratıcılığa ulaşamayacağına inanıyordu. K�lelik karşıtları, k�lelere �insancıl davranış� talep eden her t�rden reformcu yaklaşımı reddederek siyahların kendilerini ��r�ten, insanlıklarını zedeleyen, b�y�y�p gelişmelerini �nleyen zincirlerden, sahiplerden, kanunlardan, mahkemelerden ve ideolojilerden �zg�rleştirilmesi konusunda ısrar ediyorlardı.

En militan k�lelik karşıtları meşru m�dafaa ve meşru m�cadele taktiği olarak şiddet kullanılması konusunda hemfikirdi. 1829�da David Walker �D�nyanın Siyah İnsanları Başvurusu� adında 80 sayfalık bir kitap�ık basarak siyahları şiddet i�eren bir isyana davet etti. Benzer şekilde, 1843�te, Siyah Yurttaşlar Ulusal Toplantısı�ndaki a�ılış konuşmasında Presbiteryen papaz Henry Highland Garnet, ulusun �� milyon siyah vatandaşına katılarak �zg�rl�k talep etmiş ve gerekli g�r�l�rse kendilerine zulmedenlere saldırmaları konusunda destek vermiştir; ��nk�, Ona g�re, �kan d�k�lmeden kurtuluş �midi yoktur�.

22 Ağustos 1791�deki Haiti Devrimi�nde siyah k�leler Haiti�de �zg�r siyah bir devlet kurmak i�in İspanyol ve İngiliz işgalcileri devirmiştir. Bu t�r g�r�şler Amerika�daki k�le sahipleri arasında k�le isyanları ve şiddet sebebiyle paniğe sebep olmuştur. Korkmakta haklıydılar; ��nk� �lke �apında siyahlar isyanlar d�zenliyorlardı, kendilerine verilmeyen adaleti mermilerle, bı�aklarla veya yakarak elde ediyorlardı. Gabriel Prosser ve Denmark Vesey gibi asiler b�y�k �l�ekli direnişleri �rg�tleyemeden ihanete uğrayıp �ld�r�l�rken, Nat Turner ve John Brown (beyaz bir Hristiyan) gibi diğerleri yakalanıp devlet tarafından �ld�r�lmeden �nce, bir �ok k�le sahibinin kanını d�kt�, ardından da k�le karşıtları tarafından kahraman olarak y�celtildiler.

Diğer etki sahibi sesler şiddet kullanmadan militanlığı ve doğrudan eylemi gerektirmiştir. William Lloyd Garrison eskiden beyaz bir uşaktı, 1 Ocak 1831�de The Liberator adında k�lelik karşıtı bir gazete �ıkarmaya başladı. Bu b�lten 35 yıl boyunca basıldı. Yavaş, kademeli ve ılımlı değişimler talep edenlere karşı Garrison ş�yle karşı �ıkıyordu: �Ilımlı birşekilde d�ş�nmek, yazmak veya konuşmak istemiyorum..Evi yanan bir adama sakince alarm �almasını s�yleyin; yağmacıların elinden hanımını sakin birşekilde kurtarmasını s�yleyin; anneye bebeğini yangının i�inden sakin sakin �ıkarmasını s�yleyin; ama b�yle bir durumda bana ılımlı ol demeyin�!�

Garrison, Frederick Douglass�ı da k�lelik karşıtı harekete getirmiştir. Douglass k�le olarak doğdu, kendi kendini eğitti ve esaretten ka�tı. Garrison�ın başlangı�ta yaptığı yardımlarla konferans turnelerinde ş�hret kazandı ve 1848�te kendi k�lelik karşıtı gazetesi olan The North Star�ı yayımlamaya başladı. Heyecan veren konuşmalarında Douglass bir �m�cadele gospeli�nden s�z etti, �zellikle de 1857 yılında yaptığı ve politikanın Makyavelist �z�n� ifşa eden konuşmasında kendini en g�zel şekilde ifade etmiştir:� İktidar, talep olmadan hi�bir şey vermeye tenezz�l etmez. Hi�bir zaman etmedi ve hi�bir zaman etmeyecek. İnsan �zg�rl�ğ�ndeki ilerlemenin tarihi, en b�y�k kazanımların en b�y�k m�cadelelerle elde edildiğini g�steriyor�eğer m�cadele yoksa ilerleme de yoktur. �zg�rl�k isteyip de ajitasyona hayır diyenler toprağı ekmeden �r�n elde etmek isteyen insanlardır, onlar şimşek ve g�kg�r�lt�s� olmadan yağmur istiyolar. Sularının o korkun� uğultusu olmadan okyanusu istiyor onlar.�

İ� Savaş 1865�te sona erdikten sonra, kongre, 13,14 ve 15. Maddeleri kabul etti ve b�ylece k�lelik yasaklanırken siyahların ve beyazların eşitliği kabul edildi. 1880�lerin sonlarına doğru �lke �apındaki siyahlar resmi anlamda��zg�r�d�ler; ama aslında ırk�ı şiddet, s�m�r� ve yoksulluk sistemlerinde kapana kısılmış durumdaydılar. Kısa Yeniden Yapılanma D�nemi�ndeki gelişmelere rağmen Amerika insanı korkutan yeni bi�imlerde ırk�ı ayrımcılığı yeniden hayata ge�irdi. ABD Jim Crow�un ayrımcı kanunları etrafında organize olmuş bir ayrımcı sistem haline d�n�şt�k�e siyahlara y�nelik şiddet lin� ekipleri ve Klu Klux Klan aracılığıyla dramatik bir bi�imde arttı. 1950 ve 1960�lardaki sivil haklar m�cadelelerinden ve 1964�teki Sivil Haklar Kanunu�ndan sonra gaddarlık yok oldu, ayrımcılık duvarları yıkıldı ve �nemli toplumsal ilerlemeler m�mk�n hale geldi.

Yeni K�lelik Karşıtlığı

Siyah Amerikalılar ve ırk�ılık karşıtları adalet ve eşitlik i�in m�cadele etmeye devam ederken, ahlaki ve politik bakışlar daha eski, daha yaygın, yoğun ve şiddet dolu bir k�lelik t�r�ne doğru kayıyor; bu sefer, halen devam etmekte olan bir soykırımda esir tutulan, işkence g�ren ve �ld�r�len milyarlarca hayvan s�z konusu.

Hayvan �zg�rl�ğ� derken insan �zg�rl�ğ�nden s�z ettiğimiz gibi s�z ediyoruz. Hi� kimse fiziksel nesneleri k�leleştiremez, baskı altına alamaz ya da s�m�remez; ne de bu nesneler �zg�r bırakılabilir, kurtarılabilir ya da �zg�rl�klerine kavuşturulabilir. Bu terimler ancak hissetme yeteneğine sahip organik yaşam formları i�in s�z konusudur- yani zevk ve acı, mutluluk ya da ızdırap tecr�be edebilen canlılar i�in s�z konusudur. İnsanın akıl ya da dil g�c�n� hayvan hayatının eşsiz niteliklerinden yukarda tutan t�r farklılıklarından ya da taraf tutan girişimlerden ayrı olarak insanlar ve hayvanlar hem zevk almak hem de acı �ekebilmek anlamında ortak evrimsel kapasitelere sahiptir, ve bu manada tamamen eşittirler ya da aynıdırlar.

Temelde etik, birisinin diğerine acı �ektirmemesini ya da diğerinin �zg�rl�ğ�n� ya da hayat kalitesini b�yle yapmayı gerektirecek sebepler var olmadık�a (meşru m�dafaa gibi) ortadan kaldırmamasını gerektiriyor. Hayvan duygularının, zekasının ve sosyal hayatının karmaşıklığı �zerine ciltler dolusu bilimsel yazının yanında bir canlının hissetme yeteneğinin olması onun temel haklarının var olması anlamında gerekli ve yeterli bir koşuldur.

B�ylece, hayvanlar esir edilebildiği gibi �zg�rleştirilebilir de; ger�ekten de hayvanların k�leleştirildiği bir yerde insanların onları �zg�rleştirme gibi bir g�revleri bulunuyor. Bu vicdan �ağırısına cevap veren hayvan �zg�rl�ğ� grupları d�nyanın her yerinde yayıldı, bu gruplar esir tutulan hayvanları s�m�r� sistemlerinden kurtarmak i�in zulm�n maddi ve ekonomik temellerine saldırıp onu işlevsiz hale getirmek yoluyla olduğu kadar hayvanların insanlar i�in var olan metalar, ara�lar, eşyalar olduğu yolundaki o �ok eskilere k�k salmış mentaliteye de meydan okuyorlar.

Siyahları doğal �evrelerinden ve memleketlerinden �alan, v�cutlarına zincirler dolayan, kıtalar arası haftalarca ya da aylarca �ektikleri acılara bakmadan onları sıkış tıkış kafeslerde gemilerde yollayan, eşya olduklarını kanıtlamak i�in v�cutlarına sıcak demir dağlayan, onları hizmet�i ve iş g�c� olarak a�ık artırmada satan, �ıkar elde etmek i�in onları s�m�ren, �ekilen acılara rağmen onları aile �yelerinden ayıran, onları nefret ve �fkeyle d�v�p yığınlar halinde �ld�ren insanlar bu ve buna benzer korkun� olaylara hayvanları s�m�rerek başladı. Teknolojik anlamda gelişmiş, kapitalist �ıkar ama�larıyla kam�ılanmış insanların hayvanların duygularına, v�cutlarına ve zihinlerine yaptıkları inanılmaz derecede korkun� istismarlar, milyarlarca hayvanın k�rk �iftliklerinde, fabrika �iftliklerinde, mezbahalarda, araştırma laboratuarlarında ve diğer kabus gibi yerlerde maruz kaldıklarıyla hala daha devam ediyor.

Artık bir siyaha, bir Yahudi�ye veya şiddet mağduru başka bir insana �hayvan gibi� davranmanın su� olduğunu sorgulamak doğru bir şey değildir; tersine artık hayvanları s�m�r�p ter�rize etmekle alakalı o hi� sorgulanmamış �nkabul� sorgulamak zorundayız.Irk�ı kafa yapısı deri rengine bakarak �st�nl�k aşağılık gibi bir hiyerarşi yaratırken, t�rc� kafa yapısı evrim s�recini insan ve hayvan hayatı diye ikiye ayırarak hayvanları aşağılamakta ve nesneleştirmektedir. Irk�ılığn nefret dolu beyaz �st�nl�k��l�ğ�nden �ıkması gibi, t�rc�l�k de şiddet dolu bir insan �st�nl�k��l�ğ�nden ortaya �ıkıyor; yani insanların doğal ya da Allah vergisi bir hakla hayvanları istedikleri gibi kullanma haklarının olduğu inancından ortaya �ıkıyor.

Irk�ılık ve t�rc�l�k, k�le ekonomisinin ideolojilerini meşrulaştırmaya hizmet ediyor. İ� Savaş�tan sonra Pamuk Ekonomisi, halk Batı�ya doğru ilerleyip milyonlarca kızılderiliyi ve 60 milyon bufaloyu katledip b�y�k baş hayvanları gıda ama�lı yetiştirip �ld�rmek ama�lı yoğun operasyonlara başlayınca B�y�kBaş Ekonomisi haline d�n�şt�. 20. yy boyunca ABD bitki temelli beslenme bi�iminden ete dayanan bir beslenme tarzına kaydık�a et ve s�t end�strileri devasa ekonomik birer g�ce d�n�şt�. Son birka� on yıl i�erisinde ila� ve biyoteknoloji şirketleri k�resel kapitalist ağların en �nde gelen b�l�mlerine d�n�şt�, onların araştırma ve test operasyonları milyonlarca laboratuar hayvanının her yıl �remesi, s�m�r�lmesi ve �ld�r�lmesine dayanmaktadır.

Elbette, Homo erectus �� milyon yıl �nce alet yapımına başlar başlamaz, hominidler hayvanları i� g�c� i�in, gıda, giysi ve daha bir �ok ama� uğruna �ld�rm�şt�r, ve hayvan s�m�r�s� insan ekonomileri i�in hayati bir �nem taşımıştır. Ancak insanlar ge�mişteki avcı ve toplayıcı topluluklarında, d�ş�k-teknoloji toplulukların hayvanları kullanmak i�in hangi meşru sebeplere sahiptilerse, bu sebepler modern d�nyanın gıda, giysi ve tıbbi araştırmalar i�in alternatiflerle dolu ortamında ge�erliliğini yitirmiş durumda. Dahası, hayvanların s�m�r�lmesi modern ekonomiler i�in ne denli �nemli olursa olsun, hayvanları esaret altına almak i�in �ne s�r�len faydacı mazeretlerin her biri insanların Auschwitz veya Tuskegee�de k�leleştirilmesi ya da �zerlerinde deney yapılması i�in kullanılması i�in �ne s�r�len mazeretler kadar ge�ersizdir. Hak talepleri faydacı inan�ları alt eder; zaten hakların işlevi, bireyleri başka birisinin keyfine ya da �toplumun iyiliği i�in� feda edilmesine karşı korumaktır.

Refah�ılığın Kurnazlığı

Bir ırk�ının k�leliğin siyahlar i�in faydalı olduğunu ya da siyahların �zg�r olmasının biyolojik olarak uygunsuz olduğunu ileri s�rmesi sık rastlanan birşeydi. Benzer şekilde, fabrika �iftliği y�netenler de domuzların, danaların ve tavukların doğal hayat alanlarına kıyasla kalabalık esaret b�lmelerinde daha iyi yaşadığını, ��nk� �insan tarafından y�netilen �evrelerdeihtiya�larının karşılandığını� �ne s�r�yor. Hayvanat bah�esi y�netenler ve sirk sahipleri de hayvanların yaban hayatta avcılara veya diğer tehlikelere maruzkalmaktansa kapalı ortamlarda tutularak daha iyi yaşadığını savunuyorlar.

K�le karşıtları; refah�ılığa, ahlaki ilerlemenin �n�ndeki tehlikeli bir hile ya da bir engel olarak saldırıyor ve konumlarını hak sahibi olma mantığına dayandırıyorlar. 19. y�zyıldaki k�lelik karşıtları k�le sahibinin k�lelere nazik olması, onları iyi besleyip iyi giyindirmesi veya gerektiğinde onlarla beraber �alışma �zorunluluğundan� s�z etmiyorlardı. Tersine, k�le-sahip ilişkisinin tamamen ortadan kaldırılmasını, k�lelerin her t�rden esaretten tamamen serbest bırakılmalarını talep ediyorlardı.

Aynı şekilde yeni k�lelik karşıtları hayvan k�leciliğinin kurumlarına ve pratiklerine y�nelik reformları yetersiz diye nitelendirerek, hayvanların her t�rden insan s�m�r�s�nden, hakimiyetinden ve boyunduruğundan �zg�r hale gelmesi uğruna m�cadele ediyorlar. Daha b�y�k kafesler aramıyorlar, boş kafesler arıyorlar.

Siyah k�lelere insancıl bir bi�imde davranmak, kendi i�inde bir �elişkidir; ��nk� k�lelik kurumu temelinde insan karşıtıdır ve insanlıktan uzaklaştırıcı bir eylemdir. Aynı şekilde, insanlar hayvanları, onların iradelerine karşı �ıkarak esaret altında tutarak onlara �nazik� olamazlar. Bu t�r durumlarda hayvanlara karşı �sorumlulukla davranmak� demek, o hayvanın o durumdan kurtarılması anlamına gelebilir ancak. Hayvanların �insancıl bir şekilde �ld�r�lmesi�, bir hayvanın hayatını �almanın ve istismar etmenin, onu s�r�p giden bir acıya ve ızdıraba maruz bırakmanın insancıl yolu olmaması sebebiyle abs�rdd�r. Bir hayvanın başına elektrikli tabancayla hedef almanın ahlak ve onur duygusuyla alakası yoktur, bir hayvanın hangi �st�n metodla olursa olsun �ld�r�lmesi, onu bilin�li bir halde par�alara ayırmak demektir. �ld�rmenin kendisi �gereksiz ve haksız- insanlık dışıdır ve yanlıştır.

Binlerce ulusal ve k�ktenci hayvan refahı organizasyonu, hayvanlara bir �ok şekilde yardım edip onların acılarını azaltmaya �alışıyorsa da, onları s�m�r�den kurtaramıyor. Refah�ılar baskı kurumlarının meşruluğuna asla meydan okumazlar ve hayvanları s�m�renlerle insanların hayvanları �sorumlu bir bi�imde davrandıkları� s�rece kaynaklar, ara�lar olarak kullanabilecekleri şeklindeki t�rc� inancını paylaşırlar. Ahlaki ilerleme ve hayvan �zg�rl�ğ�, hayvanlara duyulan insan sorumluluğundan hayvan haklarına doğru bir kaymaya dayanır.

Ahlaki ilerlemenin �n�ndeki ger�ek engeller kedileri yakan sosyopatlar değildir; ��nk� onlar d�nyanın her yerinde eylemleri barbarca bulunan ekstrem bir azınlıktır. Hayvan �zg�rl�ğ�n�n �n�ndeki ger�ek engel refah�ı y�nelim ve onun �insancıl şefkat�, �sorumlu davranış� ve �nezaket ve saygı� şeklinde kullandığı dilidir. Hayvan s�m�r�s�n�n her kurumu- k�rk �iftlikleri ve mezbaha end�strileri- bu dili konuşuyorlar ve onların �şefkatine� kalan hayvanlar da korkun� şekillerde işkence g�r�yorlar. Hayvan refah�ılığı, sinsidir. İnsanları esir hayvanların sağlıklı ve memnun oldukları y�n�nde teskin eder. İnsanın �st�n olduğunu savunur ve hayvanların s�m�r�ld�ğ� şeklindeki en temel yanlışı nazik, saygılı, insancıl davranış gibi g�z boyayıcı kelimelerle gizlemeye �alışır. Zul�m k�t�l�ğ�n� maskeleyip steril hale getirmek i�in hayvan refah�ılığı dili ��r�tmekte, anlamı bozmaktadır, temel olarak Orwellci bir bakış olup son derece kandırmaya y�neliktir.

Dahası, etik davranış numarası yaparken ahlaki sorumluluk s�ylevini tekelleştirip şantaj yapmaya �alışarak hayvan refah�ılığı stratejik olarak her t�rden hayvan hakları s�ylemini ekstrem diye nitelemektedir- ��nk� hayvanların bizim ara�larımız, kaynaklarımız değildir, g�r�ş�n� savunur hayvan hakları s�ylemi. Ve eğer bir hayvan hakları savunucusu ya da kuruluşu yasal sınırları ya da muhafazakar edebi ihlal ederse, refah�ılar kullanılan taktikleri �şiddete y�nelik� ve �ter�rist� diye nitelemektedir.

Doğrudan Eylemin Savunulması Adına

K�lelik karşıtlığı refah�ılığa değil de hak sahibi olma mantığına dayansa da, hayvan hakları gruplarının da �stesinden gelinmesi gereken bazı problemleri bulunuyor. �ncelikle, Gary Francione�ın s�ylediği gibi hayvan haklarını baş tacı eden bir �ok birey ve kuruluş aslında �yeni refah�ılar�dır, bunlar hak s�ylemini kullansa da prtatikte refah reformları ararlar ve bu y�zden de baskıyı yok etmek değil, ıslah etmek isterler. Francione; refah ve haklar, reform ve k�lelik karşıtlığı arasındaki kompleks ilişki �nemsizmiş gibi davransa da, refah�ı ve hayvan hakları yaklaşımları arasındaki �ok temel farklılıklar sorununu aydınlatıp, doğru bir bi�imde, tavizden uzak, k�lelik karşıtlığı kampanyaları d�zenlenmesine duyulan ihtiya� �zerinde ısrar etmektedir.

Ancak Francione hayvan hakları �yasalcıları� ile alakalı 2. bir problemin semptomudur. Bu kişiler ahlaki ve politik bir dava uğruna uygulanacak ge�erli ve etik taktiklerin ancak devletin onay verdiği, olur verdiği taktikler olduğu şeklindeki stat�kocu g�r�şlere kanmaktadır. Hem hayvan hem insan k�leliğinin sona ermesinde hayati bir rol� olan militan doğrudan eylem taktiklerini reddederek, Francione ve diğerleri, hayvan refah�ılarının kendilerine karşı kullandığı aynı akıl y�r�tmeye başvururlar. Refah�ıların hak eleştirisini tekrar ederek ve devletin ve hayvan s�m�r�s� end�strilerinin s�zc�l�ğ�n�n yaparak, Francione, doğrudan eylemler d�zenleyen eylemcileri radikal ve aşırı olmakla, davanın gelişmesine ve ahlaki tutarlılığına zarar vermekle eleştiriyor.

Kendisinden bir �nceki gibi, yeni k�lelik karşıtı hareket de felsefe ve taktik anlamda farklılıklar i�eriyor, legal ve illegal yaklaşımlardan pasifist ve şiddet i�eren y�nelimlere dek farklı taktik ve metodlara dek uzanıyor. Yeni k�lelik karşıtı hareketin paradigmatik bir �rneği olarak Hayvan �zg�rl�ğ� Cephesi (ALF) verilebilir. ALF eylemciler hayvanları s�m�renlere karşı iki farklı taktik s�rd�r�yorlar. �ncelikle ekonomilerinin kalbine saldırmak i�in sabotaj d�zenliyor ya da m�lklerine zarar veriyorlar. ALF; metodlarının şiddet i�ermediğini, ��nk� sadece mal ve m�lklere saldırdıklarını; ama asla hayvanları s�m�renlerin kendilerine saldırmadıkları konusunda ısrar ediyor. Bu y�zden Walker ve Garnet tarafından �nerilen şiddetten sakınıyorlar. ALF; ger�ek şiddetin, araştırma adına ya da �ıkar adına hayvanlara yapılan şeyler olduğunu s�yl�yor. İkinci olarak, doğrudan ve ani �zg�rleştirme eylemlerinde, ALF hayvanları kafeslerinden kurtarmak ve serbest bırakmak i�in hapisane b�lmelerine gizlice giriyor. Hayvanları ��almıyorlar�; ��nk� hayvanlar bir meta değiller ve hi� kimseye de ait değiller �ncelikle; daha �ok, onları �zg�r bırakıyorlar. �zg�rleştirdikleri hayvanlara veteriner bakımı ve sıcak yuva sağlayarak , yoğun bir yer altı şefkat ağı ve yuva tedarik etme sistemi kuran ALF, siyah k�leleri �zg�rl�ğ� g�t�ren Underground Railroad�un m�thiş bir �ağdaş �rneğidir.

Yeni k�le karşıtı hareket kendini ayrıca Compassion Over Killing gibi m�lke zarar vermeden ya da maskeler ardında saklanmadan hayvanları fabrika �iftliklerinden kurtaran �a�ık kurtarma� gruplarının �alışmalarında da belli ediyor. Dahası, hayvanları ne denli �insancıl� bi�imde �retildi ve �ld�r�ld� ise de gıda i�in hayvan kullanmayı ya da �ld�rmeyi yanlış bularak hayvan �r�nlerini boykot eden etik veganlar hayatlarından zulm� �ıkarmakta ve hayvan s�m�r�s�n� tamamen ortadan kaldırmak i�in katkıda bulunmaktadırlar.

Şu ana dek hayvan �zg�rl�ğ� hareketinde Nat Turner ya da John Brown gibi isimler g�rmedik; ama ortaya �ıkmaları belki de an meselesi, �ıktıklarında da eylemlerinin haklı sebebini de beraberinde getirecekler.Ayrıca onlardan �nce �abalayanlar da olmuş olacak.M�cadele gospeline g�re: adalet yoksa, barış da yok.

Ahlaki İlerlemenin Anlamı

On dokuzunca y�zyıldaki k�lelik karşıtlarının insanları g�n�n en b�y�k ahlaki meselesine g�zlerini a�maları i�in uğraşmaları gibi, 21. y�zyılın k�lelik karşıtları da, insanları, hayvan ızdırabı ve zulm�n�n �nemi ve korkun�luğu konusunda aydınlatmaya �abalıyorlar. �nceden siyah k�leliğinin Amerikan �demokrasisi� ve modern değerler konusunda �ok ciddi sorular ortaya �ıkarması gibi, şu anda hayvanların k�leleştirilmesi konusundaki tartışmalar da şiddet, kibir, yabancılaşma tarafından zarar g�rm�ş insan ruhunun eleştirel anlamdan incelenmesi konusunda provoke edici bir g�rev �stlenmiş durumda, ayrıca hayata h�rmete dayalı bir duyarlılık ve yeni bir etik ihtiyacının da altını �iziyor.

Hayvan �zg�rl�ğ� modern k�lt�r i�in yabancı bir kavram değil; daha �ok Batılıların son iki y�zyıl i�erisinde elde ettiği en ilerici etik ve politik değerler �zerine inşa ediliyor- yani eşitlik, demokrasi ve hak sahibi olma değerleri �zerine- ve onları da mantıki sonu�larına taşıyor. Arthur Kaplan gibi etik�iler hak konusunun hayvanlar da s�z konusu olduğunda ucuzladığını s�ylese de, bu hareketi hak kavramının gerici ve �nyargılı sınırlarından kurtulup ger�ek anlamına kavuşması olarak g�rmek �ok daha doğrudur.

Ahlaki evrimdeki bir sonraki b�y�k adım, vahşi bir t�r�n, bu gezegendeki t�rlerin �oğunu en son k�lelik bi�imine mahkum etmesine son vermektir. G�n�m�zdeki ahlaki ilerlemeler insanın �st�n olduğu �nkabul�n�n erkeklerin �st�n olduğu ve beyazların �st�n olduğu gibi �nkabullerle beraber ��pe g�nderilmesini gerektiriyor. Hayvan �zg�rl�ğ� insanların etik kaygılarda nitelikli bir sı�rama ger�ekleştirmek amacıyla h�manizmin keyfi sınırlarını aşmasını ve b�ylece ahlaki �ıtayı akıl ve dil sahibi olmaktan hissetme yeteneği ve �znelliğe �ıkarmasını gerektiriyor.

Hayvan �zg�rl�ğ�, insanların yavaş yavaş hiyerarşi, eşitsizlik ve her t�rden ayrımcılığı savunan arg�manların temelsiz, yanlış ve keyfi arg�manlar olduğunu idrak ettiği geniş bir tarihi �ğrenme s�recinin doruk noktasıdır. Ahlaksal ilerleme, bir grubun diğer bir grup �zerindeki tahakk�m�n meşrulaştırmaya �alışan kadim ataerkillik vekralların ulvi haklarından Sosyal Darwinizm�e ve t�rc�l�ğe dek her t�rden mitin yapımbozumu ve gizlerini ortaya �ıkarılması s�recinde meydana gelir. Ahlaksal ilerleme, hiyerarşik vizyonların eşitlik�i vizyonlarla yer değiştirmesi ve buna bağlı olarak daha geniş ve daha kapsamlı etik bir toplum oluşturulması dinamiğiyle gelişir. Siyahları, kadınları ve diğer dezavantajlı grupları ezmek i�in kullanılan mantıksız ve haksız akıl y�r�tmeleri idrak ederek, toplum, t�rc�l�ğ�n de bir başka temelsiz baskı ve ayrımcılık �rneği olduğunu kavramaya başlıyor.

Ge�miş k�lelik karşıtlarınınve sufrajelerin ivmelerine, bilincine ve başarılana dayanarak yeni k�lelik karşıtlarının m�cadelesi bir ihtimal bir Hayvan Hakları Kanunu �ıkarabilir. Bu kanunla hayvanların s�m�r�lmesi ve t�re dayalı ayrımcılık yasaklanırken, hayvanların t�zel anlamda varlıklar olduğu ve varoluşları i�in gerekli ve anlamlı hakları-yani hayat, �zg�rl�k ve mutluluğun peşinde koşma hakları kabul edilebilir. 2002�de Almanya bu y�nde ilk �nemli adımı atarak, anayasada devletin insanların onurunu korumakla g�revli olduğunu s�yleyen bir maddeye �ve hayvanları� kelimelerini de eklemiştir.

Eğer kapitalizm k�lelik ve s�m�r�ye dayalı �ister emperyalizm veya s�m�rgecilik, iş�ilerin s�m�r�lmesi, cinsiyet farkına dayalı maaş farklılıkları ya da hayvanların ezilmesi olsun- ya b�y� ya da �l t�r� bir sistemse, o zaman radikal demokrasi talep eden bir hareketin ıslah etmesi değil, derinden değiştirmesi gereken bir sistemdir bu. Ancak siyah k�lelerin İngiliz tiranlığına karşı �ıkan s�m�rgecilerin ikiy�zl�l�ğ�n� kınaması gibi, ve Sufrajelerin, ABD�nin yurt dışında 1. D�nya Savaşı�nda demokrasi i�in m�cadele ederken, kendi �lkesinde vatandaşlarının yarısına demokrasi vermeyi reddetmesinin �elişkilerini a�ığa �ıkarması gibi; barış, adalet, demokrasi ve hak arayışıyla kurulan; ama hayvan �zg�rl�ğ� i�in savaşmayan bir hareket, eksik olduğu kadar tutarsızdır da.

�eviri:CemC

Fair Use Notice and Disclaimer
Send questions or comments about this web site to Ann Berlin, annxtberlin@gmail.com