About ALF > Worldwide Actions > Turkey > Turkish Translations of AR - FAQs

#15 Hizmet hayvanları ve yük hayvanlarının kullanımı da sömürü müdür?

Basit bir yaklaşım şunu söylerdi;  hayatta kalmak için çalışmak zorundayız, hayvanlar  için de aynı şey söz konusu. Buradaki mesele şu: biz hayvanlara  çocuklara baktığımız gibi bakmıyoruz, yani aynı himaye ve haklara sahip  olmaya değer, aynı onlar gibi, ahlaken  sorumluluk alamaz gözüyle bakmıyoruz. Ama  çocukları çalışmaya zorlamıyoruz! Gene de şöyle bir ayrım yapılabilir: hayvanlar sürekli kaybetmektedir (çalışmaya rıza gösterebilme  yetenekleri yoktur), çocuklar öyle değildir. Çocuklara çalışmayı empoze etmeyiz,çünkü  onların erişkin ve  ahlaki benliklerini kazanmaları için zamana ihtiyacı vardır. Hayvanlara gelince, onlara bir rol biçeriz, karşılığında da yemeyerek vb. şekillerde onları suistimal etmeyiz. Eğer bu, çalışma koşulları uygun hale getirilip ucuza  işgücü kapatma gibi tavırlarla hareket edilmezse, dinlenmek  için gerekli  zamanları olursa vs., o zaman bu, her iki tarafa da fayda sağlayacak bir  idare olur, ayrıca HH felsefesine de ters düşmez.—DG

SORULARA GERİ DÖN 

#16 İncil, İnsanlığa hayvanlar üzerinde hakimiyet hakkı vermez mi? 

Hakimiyet ile zorbalık aynı şey değil. İngiltere  Kraliçesi bağlıları üzerinde  hakimdir ama, bu, onları yiyebileceği, onları giyebileceği veya onlar üzerinde  deneyler yapabileceği anlamına gelmez. Eğer hayvanlara karşı bir hakimiyetimiz söz konusu ise, bu kesinlikle onları korumak için, yoksa  kendi çıkarlarımız uğruna kullanmak için değil. Çevrenin ilahiliğini lekeleyen, yaban hayatın bütün türlerini yok eden , her yıl milyarlarca hayvanın işkencelere  uğramasını ve  ölmesini sağlayan bu modern dünya pratiklerini haklı çıkaracak hiçbir şey yoktur İncil’de. İncil, hayata saygi duymanın altını çizer; sevgi dolu bir Tanrı, hayvanların yaşadığı şeylerden ancak dehşet duyabilir.

İncil’in insanların hayvanlara hakimiyetiyle alakalı bir pasaj içerdiği doğru. Bu durum da İncil’in Tanrı’nın sözü olduğu ve Tanrı’nın nihai ahlaki otorite olduğu kabulünden kaynaklanıyor. Bir anlığına hakimiyetin ne anlama geldiği sorusunu bir kenara koyalım, insanların ahlaki otorite olarak İncil’e başvurması üzerine kafa yorabiliriz. Birincisi, İncil pasajlarının yorumuyla alakalı ciddi problemler mevcut, zira bir  çok ayet birbiriyle çeliştiği gibi, bir çok akademisyen de söz  konusu ayetler üzerinde farklı görüşler ileri sürüyor.

İkincisi, dünyanın farklı kültürlerinde farklı tanrı inanışları mevcut; bu Tanrılardan bazıları bizlerden gereksiz yere öldürmememizi ve hayata saygı duymamızı rica ediyor. Nihai ahlki otorite olarak kimin Tanrısını almamız lazım?

Son olarak, Tom Regan’ın gözlemlediği gibi, bir çok insan tanrbir Tanrı’nın var olduğuna  inanmaz, bu yüzden onun otoritesine yapılacak başvurular bu tür insanlar için anlamsızdır. Bu tür insanlar için sözde bir Tanrı’nın yargılarının geçerliliği, diğer akıl yürütme metodlarıyla karşılıklı olarak kontrol edilmeli. İncil’in iddialarını neyle  karşılıklı kontrol edeceğiz? 

Bu mütalaalar insan  eylemlerinin kabul görmesi anlamında (mesela hayvanların tüketilmesi gibi) diğer İncil kaynaklı iddialara da aynen uyar. 

İncil’in Tanrısının ahlaki bir otorite olduğunu kabul edecek olsak bile, “hakimiyet” kelimesinin muğlak bir terim olduğunu, “kontrol etmek”, “idare etmek” gibi anlamları olduğunu belirtebiliriz. Uygun şekilde kontrol etmenin veya idare etmek denen kavramın, hayvanların hayatlarına saygı duymayı ve doğalarına uygun bir biçimde yaşamaya hakları olduğu gerçeğine saygı duymayı kapsadığını kolaylıkla iddia edebiliriz. Hakimetten kalkıp da hayvanların zalimane sömürüsünü kabul etmeye bir anda geçişimizi ise alenen ya da gizli bir şekilde İncil’deki söz  konusu ayette göremiyoruz.—DG 

SORULARA GERİ DÖN