About ALF > Worldwide Actions > Turkey > Turkish Translations of AR - FAQs

#39 Peki ya böcekler? Onların da hakları var mı?

Hak meselesini ele almadan önce "peki ya böcekler?" sorusundan söz edelim. Böcekler Insecta grubuna ait olan küçük omurgasız hayvanlardır. Yetişkin olanlarında 3 çift bacak, üç ana bölümden oluşan bir vücut, ve genellikle 2 çift kanat bulunur. Daha gevşek bir tanıma dayanarak burada örümcek, kırkayak ve kene gibi benzer ormurgasız hayvanları örnek olarak alacağız.

Böceklerin omurgalıların merkezi sinir sitemlerine tersine gangliyonik bir sinir sistemi vardır. Bu tür bir sistem nöron yığınlarından oluşur, buna gangliya adı verilir. Gangliyalar beraber yerleştikleri vücut segmentiyle bağlantılıdır ve sırf bu segment için uzmanlaşmıştır. Gangliya arasında karşılıklı bağlantılar mevcuttur, ama bu bağlantılar global bir kesişme ağı olarak değil de lokal segmentlerin koordinasyonu olarak işlev görürler. Mesela, kırkayağın vücudundaki bacak hareketinin dalgaları bu segmentlerin bağlantılarından meydana gelir.

Bazı türlerde sefalik gangliya çok kompleks davranışları destekleyebilecek denli geniş ve komplekstir (ahtapot ve istakoz gibi). Böcek olmayıp aslında gangliyanik bir sinir sisteme sahip başka bir omurgasız hayvan olan bir balık türü(cuttlefish) debir köpek kadar zeki kabul ediliyor bazıları tarafından.

Böceklerin ilkel öğrenme kapasitleri mevcuttur, bu yüzden de zeka sahibi denecek türden bazı davranışlar gösterirler. Örümcekler becerileri ve işbilirlikleriyle bilinirler; bütün bunlara içgüdü denip geçilebilir mi bu tartışılır. Kesinlikle arılar kısıtlı birşekilde de olsa öğrenebiliyorlar. Arılar yemeğin yerini öğrenebiliyor ve bu bilgiyi arkadaşlarına geçebiliyorlar. Ancak öğrenmek sadece belli türlerin uzmanlaştığı ve bazı türler için geçerli bir durum.

Yukarıda anlatıldığı türden primitif bir mental hayata ek olarak, böceklerin acı çekebileceğine dair de kanıtlar bulunuyor. Solucanın sinir sistemi, mesela solucan yaralanınca, onu uyuşturan bir madde salgılar. Benzeri tepkiler omurgalılarda da görülür ve genellikle acının hafifletilmesine yarayan bir mekanizma olarak kabul edilir. Diğer taraftan, sakinleştiriciler analjeziyle alakalı olmayan işlevler için de kullanılır; mesela vücudun ısı düzenlemesi ve iştah kontrolü gibi. Bununla beraber doku yaralanmalarındaki salgı oranı oldukça manidar.

Solucanlar kancaya takılınca çok sert şekilde kıvranırlar. Başka tür gözlemler de bulunuyor. Örneğin, bir yaban arasının karnı koparılsa bile kafası çiçeği emmeye devam eder (belki de acı hissetmeden?).

Peter Singer bir organizmanın acı çekme kapasitesi olup olmadığına karar vermek için 3 kriterden söz eder: 1) uygun bir sinir sistemi mevcuttur, 2) davranışsal işaretler mevcuttur ve 3) acı çekme tecrübesinin evrimsel anlamda bir kullanışlılığı bulunmaktadır. Bu kiter, sınırlı bir biçimde de olsa, böcekler söz konusu oldukça doyurucu bir açıklama gibi görünmektedir.

Şimdi sıra geldi böcek haklarından söz etmeye. Öncelikle, böceklerin diğer hayvanlar gibi endüstrileştirilmediği ve bu yüzden de öncelik taşımadıkları söylenebilir. Ama bu doğru değildir; bal üretimine, ipek üretimine, karmin böceği üretimine dayanan büyük endüstriler var; bunun yanında insanların böcek öldürücü ilaç kullanmalarından kaynaklı kitlesel böcek ölümleri de yaşanıyor. Bu argüman doğru olsa bile, bu bizleri söz konusu prensiplerin bütün hayvanlara uygulanması anlamında tutarlı bir tavır belirlemekten geri koymamalı. Böcekler, Hayvan Krallığının bir parçasıdır, ve onları genel HH argümanlarından dışlamak için bazı özel argümanların geliştirilmesi gerekir.

Bazı insanlar sinir sisteminin kompleks olması anlamında bir fark ileri sürebilir, mesela sadece operan ıslah özelliği olan hayvanların serbest bırakılmaya ihtiyacı olduğu söylenebilir. Diğerleri buna karşı çıkabilir ve bu meseleyi başka bir yere koyabilir. Bazıları acı çekme kapasitesini baz alan bir hayat ölçüsü olmasını talep edebilir. Diğerleri bu ölçüye bir çizgi çekip o çizginin altındakilerin hak sahibi olmayacağını da söyleyebilir. Bu çizgi acaba böcekleri kapsarken daha alttaki omurgasız hayvanları dışlamakta mıdır? Yoksa bu ölçüye hiçbir çizgi çekilemez mi? Bu mesele HH topluluklarında hala tartışılıyor.

Zulümden uzak yaşamaya çalışan insanlar bu çizgiyi mümkün olduğu kadar aşağı çekmeye çalışıyor. Gerçekten de insanlar böceklere gereksiz yere zulmedilmesinden de uzak durabilirler.

Böceklerin özgürlük meselesiyle alakalı pratik meseleler şu iki soruyla dhaa belirginleşiyor.—DG

"Sadece insan denilen varlıklarla değil, bütün hayatla, hatta yeryüzünde sürünen varlıklarla bile kardeşlik ve birlik halinde yaşamayı gerçekleştirmek istiyorum."—Mahatma gandhi (devlet adamı ve filozof)

"O aşılması imkansız çizgiyi geçecek olan nedir?..Soru, Onlar düşünebilir mi? değil, Konuşabilirler mi? değil, ama Acı çekebilirler mi?..işte soru bu." –Jeremy bentham (filozof)

AYRICA BAKIN #22, #40, #41, #47