About ALF > Worldwide Actions > Turkey > Turkish Translations of AR - FAQs

# 66 Avcılık ücretleri, yaban hayat yönetimi ve yaşam alanı restorasyonu için en büyük gelir kaynağı değil mi?

65 nolu soruda “yaban hayatı yönetimi” dediğimiz eylemlerin aslında avcıların istediği şekilde oyun türlerinin popülasyonunu çoğaltmaya yönelik ayarlamalar olduğunu gördük. Bu açıdan, avcılık ücretleri ve yaban hayat ajanslarının daha çok ensest bir ilişki içerisinde olduğu söylenebilir , yoksa halkın çıkarlarını korumak için yapıcı bir ilişki içerisinde olduklarını söyleyemeyiz. Aşağıda bu konuda bazı gerçekler veriliyor.

Popülasyon avının sadece %7’si ama diğerlerinin hepsi av programları ve hizmetleri için vergi ödüyor. Ulusal bazda avcılık programlarının çok azına tekabül ediyor alınan lisanslar. Mesela, ABD Balıkçılık ve Yaban Hayat Hizmetleri programları, gelirlerinin %80’ini genel vergi gelirlerinden elde ediyor. Eyalet bazında avcılık ücretleri en büyük oranı oluşturuyor ve bunun önemli bir bölümünü silah ve cephaneliklerden alınan tüketim vergilerinden elde edilen federal fonlar oluşturuyor. Bu fonlar eyaletlerdeki avcı sayısına göre dağıtılıyor. O halde programların avcıları memnun etmek için nasıl düzenlendiğini anlamak kolay!

Bu arada oyun eyalet memurlarının atandığını ama seçilmediğini ve maaşlarının avcılık ücretlerinden ödendiğini de hatırlamak lazım. Böylece bu memurlar avcılara kendi seçmenleri gözüyle bakıyorlar. Detroit Hukuk Fakültesi Yaban Hayatı Hukuku profesörü David Favre şunları söylüyor:

Bu adamlar tarafından sorulan ilk soru genelde “eyaletimizin avcılarına en iyi avcılık hizmetini nasıl sunabiliriz?” oluyor. Bu seçmenlere en iyi hizmeti yapmak için avcı istekleri ve tercihler başlıklı nice araştırma yapılmış durumda.

Ajans içerisindeki statükoyu üç faktör belirliyor. Öncelikle, birçok bürokraside olduğu gibi, insanlar kendi süregiden programlarını sorgulama konusunda biraz tereddüt içerisindedir. İkinci olarak, normal bürokrasinin yanı sıra birçok eyalette oyunu ajanslarında avcıları sıkı şekilde savunan çok sayıda insan bulunmaktadır. Bu insanlar nötr kalmazlar, tersine avcılık etiğini ateşli şekilde savunurlar ve daha geniş sorular sormaları beklenemez. Son olarak, ve aslında en önemlisi de şu ki fon mekanizması dediğimiz bir şey var. Bölümü işleten ve maaşları ödeyen fonların çoğu avcılardan ve balıkçılardan sağlandığı için ajansta çalışanlar kendilerini halk için hizmet ediyor olmaktan çok kendi finansal sponsorlarını, avcıları ve balıkçılar düşünmektedir. Eğer finansal desteğiniz avcılığa yaslanıyorsa açıkçası çok az kişi halihazırdaki ekolojik ve etik sorunları düşünmeye ihtiyaç duyacaktır.

Birçok insan fon düzenlemelerinin azınlığın çıkarı için toprakların katledilmesi anlamına geldiğini düşünür. Bizler bu düzenlemeler için olumlu alternatifler düşünebiliriz. Doğal kaynakların ve parkların diğer kullanıcıları mesela bisikletçiler, kuş gözlemcileri, yaban hayat severler, ekoturistler den vb. gerçek yaşam alanlarını restore etmek ve yaban hayatı yönetmek için fonları bulmak amacıyla istifade edilebilir kaynaklardır, yoksa avcıların arzularına göre davranan sapıklar değil. Toprağın korunması ve edinimi söz konusu olduğu sürece Nature Conservancy gibi kuruluşlar önemli bir rol oynamaktadır. Daha fazlasını da şu anda belirlenmiş av sübvansiyonunun az bir kısmıyla da bunu başarabilirler (yılda 500 milyon dolar)—DG/JK

AYRICA BAKIN: #65